top of page

Frauenwürde: Hukuk, Haysiyet ve Viyanalı Bir Valsin Sessiz Politikası

Yüzyıllar boyunca kadınlar, erkek egemen kurumlar tarafından şekillendirilen kısıtlayıcı sosyal, siyasal, ekonomik ve psikolojik koşullar altında yaşadı. Bu koşullar zaman ve coğrafyaya göre değişse de, onları üreten yapılar büyük ölçüde kalıcılığını korudu.


2026 Viyana Yeni Yıl Konseri, bu uzun tarihsel çizgiyi keskin bir biçimde görünür kıldı. Programın önemli bir bölümü, açık siyasal mesajlar vermekten ziyade, anlamlarını tarih, biçim ve kurumsal bağlam içinde taşıyan eserler aracılığıyla kadınlara ayrılmıştı. Bunlar arasında Josef Strauss’un Frauenwürde’si de bulunuyordu.


Josephine Weinlich’in Sirenen Lieder’ı ile Florence Price’ın Rainbow Waltz’u da aynı ölçüde önemli tercihlerdi. Ancak, her iki eser de ayrı yazıları hak ediyor. Bu nedenle bu makale, yalnızca Frauenwürde’ye ve onun felsefi, hukuki ve toplumsal önemine odaklanmaktadır.


Güncel Yankı, Güncel Yanılsama Olmadan


Güncel haberler ve raporlar, kadınların pek çok toplumda hukuki dışlanma, ekonomik kırılganlık, siyasal marjinalleşme ve normalleştirilmiş psikolojik şiddetle karşı karşıya kalmaya devam ettiğini açık biçimde ortaya koymaktadır. Bu gelişmeler çoğu zaman münferit krizler ya da kültürel sapmalar olarak ele alınır. Oysa, tarihsel olarak bakıldığında, daha derin bir hikayenin parçasıdırlar.


Kadınların haysiyetinin inkârı, nadiren yalnızca açık şiddete dayanmıştır. Bu inkâr, eşitsizliği meşrulaştıran kurumlar, başta hukuk olmak üzere, aracılığıyla sürdürüldü. Bu nedenle, Frauenwürde’nin bugün neden hâlâ anlamlı olduğunu kavrayabilmek için bestelenmiş olduğu dönemin koşullarına uzanmak gerekir.


On Dokuzuncu Yüzyıl Viyanası’nda Kadınlar, Hukuk ve Düzen


Josef Strauss Frauenwürde’yi 1870’te bestelediğinde, Viyana istikrar, hiyerarşi ve hukuki düzenin katılığıyla tanımlanan bir kentti. Kadınların siyasal hakları yoktu, ekonomik özerklikleri sınırlıydı ve evlilik içinde hukuken tâbiydiler. Bu durum, dönemin hâkim anlayışında adaletsizlik olarak değil, toplumsal düzenin doğal ve rasyonel bir sonucu olarak görülüyordu.


Hukuk, bu düzenlemede merkezi bir rol oynuyordu. Yalnızca eşitsizliği düzenlemekle kalmıyor, onu normalleştiriyordu. Hukuki doktrin, toplumsal hiyerarşiyi tarafsız kurallar diliyle ifade ederek ayrımcılığı ahlaki sorgulamadan uzak tutuyordu. 


Frauenwürde’nin bir hukuk öğrencileri balosu için bestelenmiş olması bu nedenle müzik tarihinin kadın bağlamındaki hukuk felsefesi ile ilişkisi anlamında son derece önemlidir. Strauss, siyasal radikallere ya da kültürel muhaliflere seslenmiyordu. Hukuki soyutlamaları yaşanan toplumsal gerçekliklere dönüştürecek olan geleceğin hukukçularına, yöneticilerine ve yargıçlarına doğrudan hitap ediyordu. “Kadınların Haysiyeti” (Frauenwürde) başlığı, hukukun sistematik biçimde tanımayı reddettiği normatif bir kavramla onları yüz yüze getiriyordu.


Felsefi ve Hukuki Bir Kavram Olarak Haysiyet


Haysiyet (Würde) kavramı, felsefi bir anlam taşır. Modern ahlak felsefesinde haysiyet, faydaya, değiş tokuşa ya da toplumsal işleve indirgenemeyen bir değeri ifade eder. Kant’tan itibaren haysiyet, kişileri araçlardan ayıran ahlaki sınırı belirler.


Haysiyet yalnızca etik bir fikir değildir. Aynı zamanda, hukuki bir kavramdır. Modern anayasal düşünce, haysiyeti hakların, hukuk önünde eşitliğin ve hukuki kişiliğin temeli olarak görür. Haysiyetin inkâr edildiği yerde, hukuki dışlanma da ortaya çıkar.


Frauenwürde, kadınların haysiyetini hukuk öğrencilerine ait bir ritüelin tam ortasında gündeme getirerek bir çelişkiyi açığa çıkardı: Evrensellik iddiasındaki bir hukuki düzenin, nüfusun yarısını yapısal olarak dışlaması. Eser bu çelişkiyi çözmedi ama onu görünür kıldı.


Kurumsal Eleştiri Olarak Müzik


Frauenwürde suçlamaz, protesto etmez, ahlaki vaaz vermez. Eserin siyasal gücü biçim üzerinden işler.


Vals, toplumsal bir türdür. Görünürlüğü, paylaşılan mekânı ve karşılıklı tanınmayı varsayar. Strauss, kadınların haysiyeti fikrini kamusal etkileşim için tasarlanmış bir biçime bağlayarak haysiyeti soyut ahlaki söylemden alıp yaşanan toplumsal tanınma alanına taşıdı.


Strauss’un yöntemi, on dokuzuncu yüzyıl kültüründe daha geniş bir anlayışla uyumludur. Sanat, hukukun doğrudan ele alamadığı gerilimleri sıklıkla ifade etmiştir. Müzik, saygınlık normlarını ihlal etmeden çözümsüz toplumsal çelişkilerin dile getirilebildiği bir mecra hâline gelmiştir.


Frauenwürde, kurumsal bir eleştiri işlevi görür. Hukuki düzeni dışarıdan karşısına almaz, onun törensel mekânlarının içinden konuşur.


2026 Konseri Neden Önemli?


2026 Yeni Yıl Konseri’nde Frauenwürde’nin öne çıkarılması nostaljik değil, bir gerçeği görünür kılan bir tercihti.


Tanınmaları geç ya da ölüm sonrasında gerçekleşmiş kadın bestecilerin eserleriyle yan yana konduğunda, Frauenwürde estetik kabul ile kurumsal değişim arasındaki yüzyılların gecikmesini gözler önüne serdi. Haysiyet, kültürel olarak takdir edilebilen, yüceltilebilen bir kavramdır. Ancak, hukuki ve ekonomik düzeylerde tartışmalı kalabilir.


Söz konusu gerilim halen çözülebilmiş değildir. Hukuki eşitlik genişlemiştir. Ancak, toplumsal ve ekonomik asimetriler sürmektedir. Hukukta ve gündelik hayatta karşılığını bulamama riski taşımaktadır.


Frauenwürde Bugün Ne Talep Ediyor


Frauenwürde basit bir tarihsel gönderme değildir. Kadınların haysiyetinin alkışlarla ya da estetik beğeniyle değil, hukukta, kurumlarda ve gündelik hayatta verilen kararlarla güvence altına alındığını hatırlatır. Haysiyet, ancak kurumlar onu tanıdığında güvence altına alınır. Eser, kadınların haysiyetinin hukuk içinde nasıl tanındığı ya da inkâr edildiği konusunda geleceğin hukukçularına, yöneticilerine ve yargıçlarına bir sorumluluk yükler.


On dokuzuncu yüzyıla ait bir Viyana valsinin bu sorunu bugün hâlâ açıklıkla dile getirebilmesi, müziğin zamansızlığını değil, adaletin tamamlanmamışlığını gösterir.


Sanat, kurumların unutmayı tercih ettiklerini hatırlar ve hatırlatır. Frauenwürde de bu anlamda, teselli sunmaz. Bir talebi dile getirir.


Yorumlar


© Arda Tunca. Tüm hakları saklıdır.

Aksi belirtilmedikçe, bu sitedeki içerikler yazılı izin alınmadan çoğaltılamaz, dağıtılamaz veya başka bir yerde yayımlanamaz.

bottom of page