Aydınlanma
- Arda Tunca
- 9 Kas 2024
- 3 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 10 Kas 2024
Immanuel Kant'ın "Aydınlanma Nedir?" başlıklı makalesinin tarihi 1784'tür. Makaledeki aydınlanma tanımı, bireyin kendi benliğinde sahip olduğu olgunlaşamamış olma halinden çıkışı olarak yapılır. Olgunlaşamama hali ise, bireyin kendi anlama ya da öğrenme gücünü bir başkasının rehberliği olmadan kullanamamasıdır. Olgunlaşamamış olma halinin kişinin kendi benliğinde var olmasının nedeni, anlama eksikliği değil, başkasının rehberliği olmadan anlamaya ve öğrenmeye niyet ve cesaretinin bulunmamasıdır.

Tembellik ve korkaklık, olgunlaşamamanın, yani bir ömür boyu öğrenme gücünü kullanamamanın sebebidir. Tembellik ve korkaklık, başkalarının bireyler üzerinde vesayet geliştirmelerinin de sebebidir. Böylece düzen, bireyin düşünme ve çaba gösterme gerekliliğini ortadan kaldıran bir noktaya gelecektir.
Vesayet sahipleri, bu düzen içinde bireylerin olgunlaşamamış olma halinden çıkıp olgunluk haline ilerleyişinin tehlikeli olduğunu düşüneceklerdir. Yani, tembellik ve korkaklıktan kurtularak kendi başına öğrenebilme gücünü kimsenin rehberliği ve yardımı olmadan kullanabilen birey, vesayet tesis edenler ya da etmiş olanlar için tehlikeli olacaklardır.
Olgunlaşamamış olma halinden çıkış birey için kolay değildir. Çünkü, olgunlaşamamış olmak bireye rahat gelmiştir ve hatta bu durum hoşuna bile gitmiştir. Birey, düşünme gücünden yoksundur. Çünkü, hiçbir zaman düşünme çabası içine girmesine izin verilmemiştir. Dogmalar, kalıplar bireyin daimi olarak olgunlaşamamasına neden olan engellerdir.
Kant'ın felsefesinde aydınlanma, düşünerek ve öğrenmeye başlayarak gerçekleşiyor. Fakat, birileri buna engel oluyor. Kant'ın bireyle ilgili tespitleri, toplumsal tespitlere atlıyor birkaç paragraf sonra.
Kant, toplumsal aydınlanmanın bireysel aydınlanmadan daha fazla mümkün olduğunu anlatıyor. Çünkü, toplumun içinde, vesayet tesis edenlere rağmen düşünmeyi deneyenlerin olacağını ifade ediyor. Ancak, toplumsal aydınlanmanın ağır ilerleyen bir süreç içinde gerçekleşeceğini söylüyor.
Despotizme ve otokrasiye karşı bir devrim gerçekleşse ve mevcut despot düzeni yıksa bile, düşünmek konusunda gerçek bir reformun devrim yoluyla yapılabilirliğini imkansız olarak görüyor Kant. Çünkü devrim, önyargıları harekete geçirebilir ve gerçekten bir olgunlaşma döneminin başlaması mümkün olamaz.
Aydınlanma, yani olgunlaşma için ihtiyaç duyulan şey özgürlüktür diyor Kant. Toplumda hep bir kısıtlamanın olduğunu anlatıyor. Bir subay, vergi memuru, din adamı topluma hep bir mesaj veriyorlar. "Tartışma, eğitimini yap, vergini öde, inan" diyorlar. Fakat Kant, hangi kısıtlamaların aydınlanmaya engel olduğunu ve hangilerinin yarar sağladığını da soruyor.
Bireyin özgürce aklını kullanmasının her zaman geçerli olması gerekiyor. Fakat, kamunun düzeni içinde bazı kurallara uyulması da zorunludur. Bu kurallara itiraz edilmeden uyulur. Fakat, bireyin düşünerek ve öğrenerek bu kurallarla ilgili görüşlerini, taleplerini toplumsal alanda ifade etmesi engellenemez. Bireyin, kuralların adaletsizliklerini, uygunsuzluklarını anlatmasıyla kamu düzeni bozulmaz. Bu ifadeleriyle Kant, aslında hukuktan söz ediyor. Yani, düşünen insanın mevcut kuralları değiştirmeye yönelik ifade özgürlüğünü anlatıyor.
Kant, yaşadığı çağın "aydınlanmış" bir çağ olup olmadığını sorguluyor. Cevabı, aydınlanmış değil ama "aydınlanmakta olan" bir çağ olarak veriyor. Kant, kimsenin yardımı olmadan, kendine güvenerek düşünme yetisini dini alanda da kullanabilen insanların yaşadığı bir toplumun yaratılmasında gidecek daha uzun bir yol olduğunu anlatıyor.
Makalede aydınlanma ile ilgili anlatımların odak noktasında din bulunuyor. Dini açıdan olgunlaşamamış, yani düşünme yetisini kullanamamış olmayı çok tehlikeli, zararlı ve onur kırıcı olarak görüyor Kant.
Ben bu yazıyla, makalenin kendimce can alıcı noktalarını ortaya çıkarıyorum ama metnin tamamının okunmasını öneririm.
Kültüründe sorgulama olmayan, düşünme yeteneğini kullanamayan bireyler ve toplumlar Kant'a göre olgunlaşmamış oluyorlar. Çünkü, düşünmeye cesaret edememişler.
Makalenin daha ilk paragrafında, Horatius'un ünlü sözünü kullanıyor: "sapere aude". Yani, "düşünmeye cesaret et". Düşünmeye başlamak, esaretten kurtulmaktır. Bunun için özgür olmak gerekir.
Özgürlük, düşünmek ve gelişmektir. Düşünmek, itiraz etmektir. Farklılaşmaktır ve özgürlüğü hiç olmayan ya da sınırlı olan hangi ülke gelişmiştir? Özgürlüğün derecesine göredir gelişmişliğin derecesi de.
Düşünce özgürlüğü kavramının önemli yapıtlarından biridir Kant'ın bu makalesi. Aydınlanmamış, yani öğrenmeyen, düşünmeyen insan kolayca vesayet altına girer. Ya da, daha düşünme yetisini kullanmaya fırsat bulamadan vesayet altında buluvermiştir kendini. Bu nedenle, din konusuna özellikle vurgu yapıyor Kant. Vesayet sahipleri, düşünme yetisinin kullanılmasını istemezler. Toplumun muhafazakarlığı ve dogmalara bağlılığı vesayet sahiplerinin çıkarlarına hizmet eder.
Daha olgun bir insanlık olsaydı, eminim ki toplumların değil, sadece bireylerin dini olurdu. Genler atalarımızdan miras kalıyor ama toplumsal olarak inanç nasıl kalıyor? Sosyolojik ve psikolojik açıdan açıklayabiliyorum ama aydınlanma açısından anlamıyorum. İnsanlığın yetersiz olgunluğundan olsa gerek.



soi cầu xsmb mình thấy bạn bè nhắc nhiều quá nên cũng ghé thử cho biết, chủ yếu xem giao diện có dễ nhìn không chứ chưa đọc kỹ nội dung. Vừa vào là thấy trang làm khá “thoáng”, các phần được chia thành từng khối riêng nên mắt mình bắt nhịp nhanh, không bị dính một cục chữ dài. Mình thích nhất là mấy bảng số liệu họ canh theo hàng cột gọn gàng, kéo xuống lướt cái là hiểu đang nằm ở đâu. Menu thì để ngay chỗ dễ thấy nên bấm qua lại vài mục cũng nhanh, không phải tìm vòng vòng. Nói chung nhìn kiểu thân thiện, không màu mè, và cách họ tách nội dung…
sun win dạo này thấy bạn bè nhắc hoài nên mình cũng bấm vào coi thử cho biết thôi. Mình không có đăng ký hay nghịch gì nhiều, chủ yếu lướt qua xem giao diện họ làm kiểu gì. Vừa vào là thấy trang nhìn khá sáng sủa, bố cục chia thành từng khối rõ ràng nên kéo xuống không bị rối. Mình thích nhất là mấy chỗ họ trình bày thông tin theo dạng bảng cột, nhìn lướt cái là hiểu ý chính chứ không phải đọc dài dòng. Menu thì để ngay chỗ dễ thấy nên chuyển qua lại vài mục cũng nhanh, không phải tìm mỏi mắt. Nói chung cảm giác làm quen khá nhẹ nhàng, nhất…
I liked how this post kept things simple and didn’t try to sound smarter than it needed to. It’s the kind of write-up you can skim on a break and still pick up the main idea without getting lost. Halfway through I clicked around https://newimage.io/ out of curiosity, and it gave me the same “clean and straightforward” feel—nothing screaming for attention, just the info laid out nicely. The examples here also felt pretty relatable, like stuff you’d actually run into instead of made-up edge cases. What helped most was the way everything’s split into short chunks, so you’re not staring at a giant wall of text. On the site, the headings are spaced out well and the page stays easy…